Geçtiğimiz gün dolmuşta gidiyorum. İki tane genç bindi. Bizim beğenmediğimiz şu kuşaktan… Ne yapsalar yaranamıyorlar ya… Bakın şimdi size ne anlatacağım.
Dolmuşta yer yok, bu iki genç kenara bir yere geçtiler, ayakta tutunarak gidiyorlar. Bir teyze bindi dolmuşa, ellerinde pazar poşetleri. Teyzecim kibar, “Oğlum şuradan uzatıver” diye uzattı parasını bizim iki gence doğru. Gençlerden biri hemen aldı parayı, uzattı şoföre. Ben dolmuşun en arka kenarından olan biteni izliyorum farkında olmadan.
Dolmuş harekete geçti. O kadar yaşı başı almış insan kalkıp da teyzeye yer vermedi. Bizim parayı alan genç, bu durumu fark etti. Teyzecim kibar olduğundan ses etmeden tutunmaya çalışırken, genç sesini yükseltti ve “E biriniz yer versin de otursun teyze” diye çıkıştı.
Bunu duyan yolcular bir telaş bir telaş…
Yaşı daha 17-18 civarında bir gençten böyle bir azar işitmek hoşlarına gitmedi tabi. Hemen biri kalktı, genç de teyzenin oturmasına yardım etti.
Vah ki ne vah dedim içimden… Yok ellerinden telefon düşmüyor, yok akılları beş karış havada diye verip veriştiririz bir de… Ama önce büyükler olarak biz ne olmuşuz ki bu gençlere ne diyoruz…
Ben de karar verdim. Böyle güzel ahlaklı olsunlar da önce nasıl eğlenirse eğlensinler işte. Bizim unuttuğumuz saygıyı bize hatırlatan böyle gençler oldukça, anlıyorum ki akılları hiç de havada değil, tam da olduğu yerde.