Her yıl 10 Aralık, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nin kabul edildiği ve dünya genelinde bireylerin haklarının savunulması için bir hatırlatma günü olarak kutlanıyor. Ancak, bu anlamlı günde kutlamalarla birlikte bir gerçeğin de üstü örtülüyor: İnsan hakları, kapitalizm ve sınıflı toplumların egemen olduğu dünyada sadece bir illüzyon haline geliyor. Savaşın, sömürünün ve eşitsizliğin gölgesinde şekillenen modern dünya, insan haklarını sadece bir deklarasyon olarak bırakmakla kalmayıp, bunun çok ötesine geçmeye çalışıyor. 1948'deki kabul ile başlayan süreç, zamanla büyük bir çelişkiye dönüştü. İnsan hakları, çoğu zaman sadece belirli bir sınıfın ya da devletin çıkarlarını koruyan, gösterişli bir söylem halini aldı.

YÜZLERCE GAZETECİ YARGILANDI 

Bu durum, sadece teorik bir mesele olmaktan çıkıp, günümüzdeki insan hakları ihlalleriyle de somutlaşmakta. Örneğin, Medya ve Hukuk Derneği’nin (MLSA) verilerine göre 2023-2024 yılları arasında ifade özgürlüğü davalarındaki hukuksuzluklar, binlerce gazeteci ve aktivistin yargılanmasına yol açtı. Bu davaların büyük bir kısmında adil yargılanma hakkı ihlal edilerek, 77 sanığa 233 yıl dört ay hapis cezası verildi.  281 ifade özgürlüğü davasında 860 aktivist ve 366 gazeteci yargılandı.

Dünya çapında egemen güçler insan haklarını savunduklarını söyleseler de, kapitalist düzen ve emperyalist politikalar, hak ve özgürlükleri sadece göstermelik bir şekilde öne çıkarmakta. Bir taraftan özgürlük vaadi sunulurken, diğer taraftan yoksulluk, haksızlık ve adaletsizliklere devam ediliyor. Küba Devrimi lideri Fidel Castro’nun yıllar önce dile getirdiği gibi, "Diğerleri lüks içinde yaşarken, dünya çocuklarının bir parça ekmeğe dahi ulaşamaması" bu hakların gerçekte sadece bir sınıfın çıkarlarını korumaktan başka bir şey olmadığını gösteriyor.

İnsan Hakları Günü, sadece kutlama değil, aynı zamanda bu çarpıklıkları sorgulama günü olmalıdır. İnsanların gerçek hakları için mücadele etmek, sadece yasalarla değil, aynı zamanda dünyayı şekillendiren sistemlerle de yüzleşmek anlamına geliyor.

Muhabir: TUĞBA AKKESEN